HAYATIMIZDA KİTAPLAR – Böyle Buyurdu Zerdüşt

FRIEDRICH NIETZSCHE / BÖYLE BUYURDU ZERDÜŞT

”Otuz yaşındayken yurdunu ve yurdunun gölünü ardına bırakarak dağa çekildi Zerdüşt. Dağda on yıl zaman zarfında, bıkmadan, usanmadan hep ruhunu dinledi…. Ve sonunda içinde, gönlünün derinliklerinde bir değişiklik duyumsadı. Günlerden bir gün tan kızıllığında kalktı ve …”

Zerdüşt, on yıl yalnız kaldıktan sonra insanların arasına karışma isteği ile dağdan aşağı iner. Bilgelik ve içsel arınmanın simgesi olan Dağ ‘da dünyadan uzaklaşarak kendini yenileyen Zerdüşt : ” Yalnız kalan sonunda kendi güneşiyle parlar ” der. Aslında insanın en büyük yolculuğunun kendi içine yaptığı yolculuğu anlatmaktadır bize.

Kitapta en önemli olgu Üstinsan olarak çıkıyor karşımıza . Zerdüşt bunu yoluna çıkan her insana , halka anlatmaya çalışır. Üstinsanı; kendi kurallarını kendi koyan ve kendini sürekli geliştiren , yalnızlığı ve tutkuyu dönüşüm için kullanan kişi olarak tanımlamaktadır. İnsan tamamlanmış bir varlık değil , “İnsan, aşılması gereken bir varlıktır.” Nietzsche göre.

Nietzsche, Ruhun üç değişiminden bahsediyor ayrıca . Ruhun deve, devenin aslana ve sonunda aslanın çocuğa dönüşümü..

Bu dönüşümü ise şöyle açıklıyor insanlara;

Saygılı, dayanıklı ve kuvvetli bir ruhun ağır yükleri vardır. Onun kuvveti , her zaman ağırı ve en ağırı ister. Ağırdan kasıt ; Deve gibi diz çöken , her türlü cefayı çeken ve kendi çölünün yolunu tutan Ruh , yüküyle bu ıssız çölde aslanlaşır. Aslanlaşan ruh ; hür olmak ve kendi çölünde egemen olmak ister. Dev ağır yükün altında ” – Sen yapmalısın ” derken , Zincirlerini kıran Aslan ise ”-Ben isterim” der. Fakat aslan neden çocuğa dönüşür. Çünkü çocuk günahsız , tertemiz yeni bir başlangıçtır. Devenin taşıyıp, Aslanın kırdığını , Çocuk yeniden inşa ederek kendi dünyasını kurar.

”Kendini yakmak istemelisin kendi ateşinde: nasıl yeniden doğmak isteyebilirsin ki önce kül olmadan. Ama önce sen kendini inşa etmelisin önce , dimdik bir beden ve dimdik bir ruhla.”

Erdem kürsüleri üzerine, Öte Dünyalar üzerine , Bedeni küçümseyenler üzerine, Sevinç ve Tutku üzerine ,Okuma ve Yazma üzerine, Savaş ve savaşlar üzerine , Panayırın sinekleri üzerine , Namusluluk üzerine , Dost üzerine , …. gibi daha bir çok konuda kısa bölümler şeklinde bahseden yazarımız;

İnsanın içindeki karanlık düşünceleri; korkularımız, şüphelerimiz, tembelliğimiz vb. gibi – Ağır cüceler olarak belirttiği bölümde ise , “İnsanın en büyük düşmanı kendi içindedir.” diyerek gerçek mücadelenin kendi içimizde verdiğimiz mücadele olduğundan bahsetmektedir. Kısacası , İnsanın en büyük yolculuğu kendi içine olandır.

Ateş Putları üzerine olan bölümde ” Dev, en soğuk canavardır ” diyen Nietzsche, toplumun, devletin ve dinin dayattığı sahte değerleri eleştiriyor. Gerçek erdemin, başkalarının dayattığı kurallardan değil; kişinin kendi bilinçli seçimlerinden doğmasından bahsediyor kısaca.

ve birçok bölümden sonra….

Son bölümde yeniden yalnız kalan Zerdüşt , yalnızlığın artık bir kaçış değil , olgun bir sessizlik olduğunu , hakikati kanıtlamak zorunda olmadığını , gerçek bilgeliğin ise sessizliğin – kendi içinde olduğunu belirtmektedir.

İnsanı en üst noktaya koyan kitap, bizi bir başkasının kurtarmasını beklemektense , kendi içimizdeki zincirleri kırarak ıssız çölümüzden çıkıp, her yeni gün bizim için yeniden doğan güneş gibi kendi güneşimizle doğmamız gerektiğini vurgulamaktadır.

Kendimizin kurtarıcısı , kendimiz olmalıyız…. kısacası.

Ben bugünün ve dünün eseriyim. Fakat içimde bir şey var ki o, yarının, yarından sonranın ve daha uzak bir geleceğindir.”

Yaşayan için birçok şey hayatın kendisinden daha değerlidir ve değer biçen gibi konuşan, kudret iradesidir.”

Yüksekler değil, yamaçlar korkunçtur. Gözün aşağıya dikildiği ve elin yukarıya asıldığı yer, baş döndürür.”

‘Siz denizde oynuyordunuz; dalga geldi, oyuncaklarınızı batırdı. Şimdi ağlıyorsunuz, fakat bu dalga size yeni oyuncaklar getirecek ve önünüze yeni renkli kabuklar sunacak. Onlar bununla teselli bulacaklar. Onlar gibi, siz de dostlarım, tesellinizi ve renkli kabuklarınızı bulacaksınız.”

‘Başıma yazgı ve yaşayış olarak ne gelirse gelsin, onda her zaman bir dönüp dolaşma ve bir tırmanış vardır; çünkü sonunda insan ancak kendi hayatını ve kendi içindekileri yaşar.’

Zerdüşt, böyle buyurdu.

İyi okumalar.

Hayatınızdan kitaplar hiç eksik olmasın.


Tags:


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir