HAYATIMIZDA KİTAPLAR – Dune Çocukları

FRANK HERBERT / DUNE ÇOCUKLARI

”Korkmamalıyım. Korku katilidir aklın. Korku, mutlak yıkım getiren küçük ölümdür. Korkumla yüzleşeceğim. Onun etrafımdan ve içimden geçip gitmesine izin vereceğim. Ve geçip gittiğinde, onun izlediği yolu görmek için iç gözümü kullanacağım. Korkunun geçtiği yerde hiçbir şey olmayacak. Yalnızca ben kalacağım.”

Frank Herbert’ın Dune serisinin üçüncü kitabı olan Dune Çocukları da diğer iki kitabında olduğu gibi sadece bilim kurgu değil , felsefi olarak da güçlü ve öğretilerle dolu bir kitap.

Hikaye, Muab’Dib’in çöle gidişinden dokuz yıl sonrasında başlıyor bu kez.. Geleceği görme yetisi gittikçe azalan Paul ‘ün öngördüğü gibi bir çocuğu değil ikizleri dünyaya geliyor . Doğumda annelerini kaybeden dokuz yaşına basmış ,babaları gibi öngörü gücü ile doğmuş olan çocukları II . Leto ve Ganimet, hem Atreides kanını hem de Bene Gesserit’in genetik mirasını taşıyorlar. Bu yüzden olağanüstü bilinçlere sahipler: geçmiş atalarının anılarına erişebiliyorlar.

Paul ’ün çölde kaybolmasının ardından imparatorluk tahtına geçen halaları Alia ise, geçmişte yaşamış sayısız bilincin baskısına uzun süre dirense de, Baron Harkonnen tarafından ele geçirilerek Hilkat Garibesi’ne dönüşüyor. Leto ve Ganimet de birer rahimde doğan oldukları için bu tehlike ile karşı karşıyadır aynızamanda . Çünkü rahimde doğmak, onların seçimi olmasa da kaderleridir, onlarca insanın geçmişi ile başa çıkmanın zorluğunu yaşar ikizlerde. Bir Atreides, kaderine razı mı olur yoksa kaderini değiştirebilir mi buna şahit oluyoruz bu kez.

Baharat üretiminin gittikçe arttığı Arrakis gezegeni , çöl olmaktan çıkmaya ve yeşillenmeye başlamış bu bölümde, eski su disiplini zayıflamış ve Fremen kültürü giderek değişmeye başlamış.

Öldüğüne inanılan babaları Muad’Dib’in çölde kaybolmasından bir süre sonra, herkesin “Vaiz” dediği ve geçmişi hakkında hiç bir şey bilmediği kör bir Fremen yeni bir karakter olarak ortaya çıkıyor bu kez. Yanlış olan düzeni değiştirmeye çalışan özellikle Alia’nın halka vaaz verdiği meydana gelerek konuşan Vaiz’in sözleri ve gerçekleri görme gücü öyle etkili ki, Alia bile kendisine bir şey söyleyemiyor.

Korku ile imporotorluğu yöneten geleceği görme gücünden yoksun kalan Alia ‘dan sonra tahtın varisleri olan ikizlerin öngördüğü ve tüm imparatorlukların kaderinde olduğu gibi, Atreides’lerin oturduğu tahtın geleceği de zaman zaman suikastlerin pençesine düşüyor maalesef.

Tahtın varisi olarak kendine ve ikizi ablası Ganimete düzenlenen komplolarla mücadele eden Leto, içine doğan gelecek öngörüleri ve babasının tecrübeleri sayesinde başa çıkabiliyor, hatta babasının geldiği durumu da düşünerek onun gittiği yoldan gitmemesi gerektiğini anlıyor. Henüz 9 yaşında görünmesine rağmen içindeki bilinçler sayesinde ruhsal olgunluğa ulaşan Leto babasının görüp korktuğu yolda yani Altın Çağ yolunda gitmeye karar veriyor. Takip edeceği yola ; özgür iradeyi kısıtlayan ama türün uzun vadeli hayatta kalmasını sağlayan Altın Yol , bir planlamacı olarak yer alacağı binlerce yıl sürecek yıllara da Altın Çağ diyor. Bu yüzden gördüğü diğer yollardan sıyrılmaya çalışarak , öngörmediği şeyleri yapmaya başlıyor.

”Bir şeyin azı iyiyse, çoğunun daha da iyi olması gerekir. Ne güzel! Oysa herhangi birine hayatının eksiksiz senaryosunu versen, ölüm anına dek başına gelecek her şeyi anlatsan… ne korkunç bir armağan olurdu bu. Hayatı ne sıkıcı olurdu! Yaşadığı her anı eksiksiz bir şekilde önceden bilirdi. Hiçbir şey değişmezdi. Her tepkiyi, her lafı önceden bilirdi… hayatı sürekli tekrarlarla geçerdi…”

Leto bu yola girmezse çöldeki solucanlar yok olacak ve uzay yolculuklarının güvenli bir şekilde yapılmasını sağlayan, insana zihinsel ve fiziksel güç veren, evrenin en değerli maddesi olan ve sadece Arrakis’te bulunan baharat da bununla birlikte üretilmeyecekti. Hatta sırf bu yüzden insanlığın soyu bile tükenecekti.

Kum solucanı larvalarıyla derisini kaplayarak, dev bir kum solucanı bedenine sahip olan, insan-kum solucanı olarak çöldeki tüm solucanlara hükmeden (Tanrı İmparator) II. Leto ; kimsenin karşı koyamayacağı bir güce, önünde boyun eğilen bir imparatora dönüşüyor.

Ancak artık insan değildir.

İnsanlığı kurtarmak için insan olmaktan vazgeçmiştir kısacası….

Yine derin mesajlarla dolu bir kitap . Serinin dördüncü kitabı da beni şimdiden meraklandırıyor.

İyi okumalar.

Kitaptan kısa bir alıntı:

“İnsan hayatı gizemli değildir. Çözülecek bir problem değil, deneyimlenecek bir gerçekliktir.”

Güzel deneyimler yaşamanız umuduyla,

Hayatınızdan kitaplar hiç eksik olmasın.


Tags:


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir